Türk Musikisi Enstrümanları
![]() |
Kanun:
*Kanunun Tarih İçindeki Gelişimi: “Kânun”un bazı kaynaklara göre büyük Türk bilginlerinden FARABİ (870-950) tarafından icat edildiği söylenmektedir, aynı kaynaklar FARABİ’nin “Kânun”üzerinde çeşitli değişiklikler yaptığını da öne sürmektedir.
*Kanunun Yapısı:Türk sanat müziğinde kullanılan profesyonel kanun 26 perdeli
olup her perdeye üçer tane tel takıldığı hesaplanırsa toplam 78
tellidir. Bu tellerin kalınlığı yukarıdan aşağı doğru;
|
|
*Kanunda Ses Frekans Analizi: Kanun sazı bilindiği gibi mızrapla çalınan bir sazdır ve kullanılan mızrapların eninin çıkan sesin tınısı üzerinde doğrudan bir etkisi vardır. Çalma esnasında telin bir noktadan uyarılmakta olmasından dolayı uyarılma noktası, yani mızrabın eni boyunca duran dalga oluşumunu temin eden hiçbir düğüm oluşmaz ve böylece çıkan sesteki harmonik sayısı azalır. |
|
![]() |
Keman: |
![]() |
Kemençe: Kemençe kelimesi, yayla çalınan sazların, Farsça 'yay' anlamındaki keman kelimesinden türemiş ortak adıdır. Arapların rebab dediği bu türe eski Türkler 'oklu' anlamında "ıklığ" diyorlardı ki bütün yaylı sazların en kıdemli atasıdır.
|
![]() |
Lavta:
|
![]() |
Ney: Sümerce’ den Farsça’ ya geçen “ nâ ” veya “ nay ”, kamış, kargı anlamlarına da gelen bu çalgının en eski adıdır. Arap toplumunda üflemeli çalgıların hemen tümü için kullanılan “ mizmâr ” sözcüğü, (nefes borusu, ses organı anlamında) ney için de kullanılmıştır.
|
![]() |
Santur: Bu saz Tevrat’ta “Psanterin “ olarak geçer. Büyük ihtimalle Santur sözcüğü bundan türemiştir. İbranilerin çalgısı olup 11 ci yüzyıldan sonra Avrupa’ya yayılmıştır.Mısır’da ikişer çelik telli, İran’da ise dörder adet pirinç telli olarak kullanılmaktadır. |
![]() |
Tanbur: Herşeyden önce sazın adı bazı sözlüklerin yazdığı gibi Tambur değildir; ağzımızdan böyle çıksa bile, aslı Sümerce 'Pantur'dan bozulma 'Tunbur' olduğu için, N ile yazılma zarureti vardır. Esasen bu zarafette bir sazın -yeğeni Ud için de söz konusu olduğu gibi- Türklerin elinden çıkmış olması tabiidir, zira Türkler dışında hiçbir müzik kültüründe böyle bir saz yoktur. İleride konu edeceğimiz Ud gibi özbeöz Türk KOPUZ ailesinin mensubu olan Tanbur; 30-35 cm çapında bir kürenin ortaya yakın kısmından kesilip küçük tarafı alınmış izlenimini veren bir kalıp üzerine dilim'lerle işlenen (kuyruk denen dip tarafında bazen hafifçe sivrileşen) tekne'si; bu tekneye dip takozu ile bağlanan 100-110 cm uzunluğunda D kesitli ince bir sapı vardır. |
![]() |
Ud: Ud kelimesinin aslı Arapça dır: "sarısabır veya ödağacı" anlamındaki "el-oud'dan gelir. Baştaki 'el'- kelimesinin, bazı dillerde olup bazılarında olmayan harf-i tarif (belirgin tanım edatı) olduğunu bilen Türkler bu edatı atmış, geriye kalan 'oud' ('eyn, waw, dal) kelimesini de -gırtlak yapıları 'eyn'e uygun olmadığı için- "ud" şekline sokmuşlardır |

Müzikte çalgı1, istisnâi birkaç form dışında, Ses Müziğinin
vazgeçilmez eşlik unsuru ve başlıbaşına bir Müzik türü olarak
çifte fonksiyona sahiptir .Türklerin Hun'lardanberi her iki
fonksiyonuyla da kullandıkları mûsikî aletleri, İslamiyetten
sonra bir din adamlarının etkisiyle Mehterhâne, Enderûn ve sazın
serbest oldugu tekkelerle şuurlu din adamlarının koruması
sayesinde kurtulabilmiştir.2
Osmarılı mûsikîsi formları ile çalgıları arasında, çağlara göre
eskilerinin gözden düşüp yenilerinin moda olması şeklinde bir
kader birliği görülür .Osmanlı klâsik ve halk mûsikîsinde
kullanılan bütün telli/saplı çalgıların atası olan Kopuz'un ömrü
18.yy'a kadar devam edebilmiş, 10 ila 16. yy. arası çok revaçta
olan Ud yerini --l9.yy. sonunda yeniden almak üzere-- 1 7 .YY
.dan itibaren Tanbur'a bırakmış, tarihi Türk harpi Çeng'le, Türk
pan flütü Miskal 19.yy, Santur ise 20. yy .da artık kullanılmaz
olmuşlardır .Önce viola d'amore şeklinde Sinekemanı adı ile
Batıdan gelen Keman, daha sonra Viyola, Viyolonsel ve Kontrbas
ile, önceleri Köçekçe ve Tavşanca adı verilen saray rakslarının
eşlik sazı olan Kemençe ve Lavta 20. yy.da klasik mûsikîye de
girmiş; Kaşık'la Zilli Maşa'nın halk oyunlarında yaşamasına
mukabil, Çalpara da denen Çengi Çubuğu, Köçekçe ve
Tavşanca'larla3 birlikte tarihe karışmıştır. Osmanlı mûsikîsinde
kullanılmış olan çalgıların sayısı da, çeşitli çalgıların
kaynaklarına göre değişiklik -daha doğrusu artış- göstermiştir:
II. Murad çağı yazan Şükrullah sadece 9. Lâdikli 18, Kâtib
Çelebi 19 çalgılık liste verirlerken, yazarlığı yanında çok iyi
bir Müzisyen olan Evliya Çelebi, çoğunun tarifini de verdiği 76
çalgı adı zikretmiştir.4
Mûsikî aletleri bilimi demek olan Organoloji'de çalgılar,hangi
Müzik söz konusu olursa olsun, bu sanatın insanla birlikte
doğuşundan bu yana geçirdiği merhaleler gözönüne alınarak,
vurmalı çalgılar, nefesli çalgılar ve telli çalgılar sırası
içinde incelenmektedir .'Ritm sazlar'da denen vurmalılar, kendi
aralarında ayrıca: tahtalar, zilliler ve derililer olarak üçe
ayrılmakta: nefesli ve telli çalgılar -ritm çalgılarına paralel-
'melodi çalgıları' adını almakta, nefesliler 'dilli' ve
'dilsiz', telliler de 'mızraplı' ve 'yaylı' alt başlıklarına
göre sınıflandırılmaktadır .Bir başka tasnif şekli de çalgıları
yine vurmalı-nefesli-telli düzeni içinde bu defa kullanılış
alanlarına (fonksiyonlarına) göre gruplamaktır: Askeri Müzik
çalgıları, Dînî Müzik çalgıları, Halk Müziği çalgıları, Klâsik
Müzik çalgıları ve Eğlence Müziği çalgıları. Biz burada. Osmanlı
mûsikîsinin çeşitli türlerinde kullanılan çalgıları, kullanılma
alanlarını birleştirerek, vurmalı-nefesli-telli (mızraplı-yaylı)
sırasına göre toplu olarak sınıflandıracağız .
A. Vurmalı Sazlar
1) Tahtalar
Çevgân
(Askeri Müzik)
Kaşık
(Halk Oyunları)
Çalpara veya Çengi Çubuğu
(Köçekçe ve Tavşanca'larda)
2) Zilliler
Zil (Halile) (Tekke Müziği)
Mehter Zili (Askeri Müzik)
Hitit Sistrumu (Askeri Müzik.)
Zilli Maşa (Halk oyunları)
Parmak Zili (Eski ve yeni Raks Müziği)
3) Derililer
Kös Askeri Müzik
Davul Askeri ve Halk Müziği
Nakkare Askeri Müzik
Kudüm Tasavvuf ve Klâsik Müzik
Dâire5 Klâsik Müzik
Def Fasıl Müziği
Bendir6 Tasavvuf Müziği
Nevbe Tasavvuf Müziği
Darbuka7 Oyun havaları
4) Fırınlanmışlar
Cam Bardaklar Oyun Müziği
Kâseler Oyun Müziği
Fincanlar Oyun Müziği
B.Nefesli Sazlar
1) Dilliler
Zurna Askeri ve Halk Müziği
Mey Halk Müziği
Kaval Halk Müziği
Tulum Halk Müziği
Sipsi Halk Müziği
Çifte Halk Müziği
Arğul Halk Müziği
Düdük Halk Müziği
2) Dilsizler
Nefir Askeri Müzik
Kaval Halk Müziği
Ney Klâsik ve Tasavvuf Müziği
Girift Klâsik Müzik
Miskal Klâsik Müzik
Pîşe Klâsik Müzik
Mû Klâsik Müzik
Kara kamış Klâsik Müzik
Komuz Oyun Müziği
Garmon Mızıka ve Oyun Müziği
Hokkabaz Borusu Eğlence Müziği
Mizmar Klâsik Müzik
C. Telli Sazlar
1) Yaylılar
Iklığ Halk Müziği
Sînekeman8 Klâsik Müzik
Keman Klâsik Müzik
Rebab Tasavvuf Müziği
Klâsik Kemençe Klâsik Müzik
Karadeniz Kemençesi Halk Müziği
Ağaç Kemane Halk Müziği
Yaylı Tanbur Klâsik Müzik
Kabak Kemane Halk Müziği
2)Mızraplılar
Kopuz Askeri ve Halk Müziği
Kolca Kopuz Halk Müziği
Lâvta Oyun Müziği
Çeng ( Mugni) Klasik Müzik
Tanbur Klasik Müzik
Ud Klâsik ve halk Müziği
Kanun Klâsik ve halk Müziği
Santur Klâsik Müzik
Saz Ailesi
Cura Halk Müziği
Cura-Bağlama Halk Müziği
Bağlama Halk Müziği
Tanbura Halk Müziği
Dîvan (Meydan) sazı
Halk Müziği
Tar Ailesi
Dombra Halk Müziği
Dotar Halk Müziği
Setar Halk Müziği
Asya Türkleri Müziği Çalgıları
Balaban (MEY) Halk Müziği
Gubuz Halk Müziği
Koray Halk Müziği
Sıbızgı Halk Müziği
Mazhar Halk Müziği
Gıçek Halk Müziği
Kılkopuz Halk Müziği
Rubab Halk Müziği
Nay Halk Müziği
Kemença Halk Müziği
Hazırlayan : Ali TUTAN
Dipnotlar
(1) Çalgı : Farsça anlamdaşı sâz dışında. diğer bütün dillerde
çalgı'nın karşılıgı mûsikî aleti demek olan iki kelimeden
meydana gelir ( İng.,."musical instrument, Ar.,."el-alet
el-musiqi.") vs. 'Çalgı aleti' demek bu yüzden yanlıştır: saz'ın
ise Farsça'da, çalgı dışında birçok degişik anlamı vardır.
(2) Tanburi İsak'ın ögrencisi Zeki Mehmed Ağa'nın, hacca
gitmeden önce vedalaşmak üzere gittiği İstanbul kadısı ve
Anadolu kazaskeri müderris Ârif Ef.'den, ''Hacca gidiyorum.
orada saza tövbe edeceğim ve bir daha çalmayacağım'' demesi
üzerine, ''Çal evladım çal. Arafat'ta bile çal'' cevabını aldığı
anekdotu ünlüdür.
(3) Köçekçe-Tavşanca: köçekçe,bu tür eserler kıvrak nağme ve
usûllerle düğün ve eğlence alemlerinde çalıp oynamak maksadı ile
bestelenmiştir. Köçekçelerin saz bölümlerinde yapılan aranağme
yada taksimlere tavşanca adı verilirdi.
(4) Bkz. H.G.Farmer. Turkish Instruments of Music... (önsöz)
Longwood Press, Portland (ABD) 1976.
(5) Dâire (Klâsik Müzik), bugün klâsik Müzik ve koro
konserlerde, kudüm ile kullanılması gereken âlet budur.
(6) Bendir (Tasavvuf Müziği), sadece tasavvuf müziğinde
kullanılır. dindışı müzikte kullanılması büyük hatadır.
(7) Darbuka (Oyun Havaları), Dümbek ve dümbelek yankısözleri de
kullanılır.
( 8 ) Sînekeman (-1- Violin d'amour; 2-Fr.,Viole d'amour;
it.,Viole d'amore; al., Liebesgeige.) Adın "sîne" kısmı mecazen
aşığın bağrı anlamı ile beraber göğüse dayanarak
tutulduğundandır.
Kaynaklar :
- Gazimihal, Mahmut Ragıp., Milli Eğitim Basımevi, İstanbul,
1961
- Karadeniz, M.Ekrem.,Türk Mûsikîsinin Nazariye ve Esasları,
T.İş Bankası Kültür Yayınları,
- Güvenç, Rahmi Oruç., Türk Mûsikîsi Tarihi ve Türk Tedavi
Mûsikîsi, s.6-9
- Tanrıkorur, Cinuçen., Osmanlı Mûsikîsi, (Yayınlanmadı),
s.32-35
- Yektâ Bey, Râuf., Türk Mûsikîsi, Pan Yayıncılık İst.1985,
s.84-95